| İngilizce | Türkçe | |||
|---|---|---|---|---|
| Yaygın Kullanım | ||||
| Yaygın Kullanım | break up f. | ayrılmak | ||
|
The enlargement negotiations are broken up into 38 different chapters. Genişleme müzakereleri 38 farklı başlığa ayrılmıştır. More Sentences |
||||
| Yaygın Kullanım | break up f. | ilişkiyi kesmek | ||
| Genel | ||||
| Genel | break up i. | dağılma | ||
|
We had this problem with an ACP meeting, which broke up as a result. Bu sorunu ACP toplantısında da yaşadık ve toplantı bu nedenle dağıldı. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | dağılmak | ||
|
The Soviet Union officially broke up on December 25, 1991. Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | bitirmek | ||
|
Your mother is trying to break up our marriage. Annen evliliğimizi bitirmeye çalışıyor. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | dağıtmak | ||
|
The police forces broke up the crowd of protesters. Polis güçleri protestocu kalabalığı dağıttı. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | parçalanmak | ||
|
How did the million-dollar Apollo moon modules break up for science? Milyon dolarlık Apollo ay modülleri bilim için nasıl parçalandı? More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | bitmek | ||
|
When does school break up? Okul ne zaman bitiyor? More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | sona ermek | ||
|
The conference broke up after his presentation. Konferans onun sunumunun ardından sona erdi. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | bölünmek | ||
|
Exercise can be broken up into smaller 10-minute sessions. Egzersiz 10 dakikalık küçük seanslara bölünebilir. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | tatile girmek (okul) | ||
|
The school will break up for two weeks. Okul iki haftalığına tatile girecek. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | ayrılmak (sevdiğinden) | ||
|
They broke up due to his bad habits. Onun kötü alışkanlıkları yüzünden ayrıldılar. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | kırmak | ||
|
She broke up the glass. Bardağı kırmış. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | parçalamak | ||
|
It threatens to break up families. Aileleri parçalamakla tehdit ediyor. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | ayırmak | ||
|
The teacher broke up the fight between the two students. Öğretmen iki öğrenci arasındaki kavgayı ayırdı. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | kavgayı ayırmak | ||
|
The police broke up the fight. Polis kavgayı ayırdı. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | bozulmak (nişan) | ||
|
We don't want it to be broken up now and again. Tekrar tekrar bozulmasını istemiyoruz. More Sentences |
||||
| Genel | break up f. | tatil olmak | ||
|
School breaks up in June. Haziran'da okullar tatil oluyor. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | break up f. | (birini) kahkahalarla güldürmek | ||
|
Stop breaking me up! Beni kahkahalarla güldürmeyi bırak! More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | break up f. | dağılmak | ||
|
The Soviet Union officially broke up on December 25, 1991. Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı. More Sentences |
||||
| Öbek Fiiller | break up f. | monotonluğunu kırmak | ||
|
Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day. Tom, iş gününün monotonluğunu kırmak için öğle yemeği saatindeki koşusunu dört gözle bekliyor. More Sentences |
||||
| Askeri | ||||
| Askeri | break up i. | dağılma | ||
|
We had this problem with an ACP meeting, which broke up as a result. Bu sorunu ACP toplantısında da yaşadık ve toplantı bu nedenle dağıldı. More Sentences |
||||
| Genel | ||||
| Genel | break up f. | üzmek | ||
| Genel | break up f. | eğlendirmek | ||
| Genel | break up f. | ufalamak | ||
| Genel | break up f. | çözülmek | ||
| Genel | break up f. | bozuşmak | ||
| Genel | break up f. | ilişkiyi bitirmek | ||
| Genel | break up f. | tatile girmek | ||
| Genel | break up f. | yolları ayrılmak | ||
| Genel | break up f. | parça parça olmak | ||
| Genel | break up f. | tükenmek | ||
| Genel | break up f. | dağılıp parçalanmak | ||
| Genel | break up f. | çökmek | ||
| Genel | break up f. | yol ayrımına gelmek | ||
| Genel | break up f. | bitkin düşmek | ||
| Genel | break up f. | sonu gelmek | ||
| Genel | break up f. | mahvetmek | ||
| Genel | break up f. | yok etmek | ||
| Genel | break up f. | sinirsel çöküntü yaşamak | ||
| Genel | break up f. | sinir krizi geçirmek | ||
| Genel | break up f. | eşinden ayrılmak | ||
| Öbek Fiiller | ||||
| Öbek Fiiller | break up f. | parçalara ayırmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | sabanla sürmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | son vermek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | feshetmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | yarıda keserek bitirmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kuvvetten düşmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | gülmeye başlamak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | (sinyal) düzgün iletilememek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | sesi kesilmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | sesi kesik kesik gelmek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kahkahalara/gözyaşlarına boğmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kahkahalara/gözyaşlarına boğulmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kahkahayı patlatmak/hüngür hüngür ağlamak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | patlamak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kendini koyvermek/bırakmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | ara vermek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | buzlu veya kayalık zemine kazma vurmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | sürekliliğini bozmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | akışını bozmak | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | kürlemek | ||
| Öbek Fiiller | break up f. | çözmek | ||
| Kimya | ||||
| Kimya | break up f. | çözündürmek | ||
| Kimya | break up f. | (madde) bileşenlerine ayırmak | ||
| Kimya | break up f. | (madde) ayrıştırmak | ||
| Hayvancılık | ||||
| Hayvancılık | break up f. | (tavukta) gurk olma durumunu beslenme değişikliği ile kontrol etmek | ||
| Coğrafya | ||||
| Coğrafya | break up f. | buzuldan ayrılmak | ||
| Askeri | ||||
| Askeri | break up i. | ayrılma | ||
| Eski Kullanım | ||||
| Eski Kullanım | break up f. | zorla girmek | ||