breaks up - Türkçe İngilizce Sözlük

breaks up

"breaks up" teriminin Türkçe İngilizce Sözlükte anlamları : 70 sonuç

İngilizce Türkçe
Yaygın Kullanım
break up f. ayrılmak
The enlargement negotiations are broken up into 38 different chapters.
Genişleme müzakereleri 38 farklı başlığa ayrılmıştır.

More Sentences
break up f. ilişkiyi kesmek
Genel
break up i. dağılma
We had this problem with an ACP meeting, which broke up as a result.
Bu sorunu ACP toplantısında da yaşadık ve toplantı bu nedenle dağıldı.

More Sentences
break up f. dağılmak
The Soviet Union officially broke up on December 25, 1991.
Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı.

More Sentences
break up f. bitirmek
Your mother is trying to break up our marriage.
Annen evliliğimizi bitirmeye çalışıyor.

More Sentences
break up f. dağıtmak
The police forces broke up the crowd of protesters.
Polis güçleri protestocu kalabalığı dağıttı.

More Sentences
break up f. parçalanmak
How did the million-dollar Apollo moon modules break up for science?
Milyon dolarlık Apollo ay modülleri bilim için nasıl parçalandı?

More Sentences
break up f. bitmek
When does school break up?
Okul ne zaman bitiyor?

More Sentences
break up f. sona ermek
The conference broke up after his presentation.
Konferans onun sunumunun ardından sona erdi.

More Sentences
break up f. bölünmek
Exercise can be broken up into smaller 10-minute sessions.
Egzersiz 10 dakikalık küçük seanslara bölünebilir.

More Sentences
break up f. tatile girmek (okul)
The school will break up for two weeks.
Okul iki haftalığına tatile girecek.

More Sentences
break up f. ayrılmak (sevdiğinden)
They broke up due to his bad habits.
Onun kötü alışkanlıkları yüzünden ayrıldılar.

More Sentences
break up f. kırmak
She broke up the glass.
Bardağı kırmış.

More Sentences
break up f. parçalamak
It threatens to break up families.
Aileleri parçalamakla tehdit ediyor.

More Sentences
break up f. ayırmak
The teacher broke up the fight between the two students.
Öğretmen iki öğrenci arasındaki kavgayı ayırdı.

More Sentences
break up f. kavgayı ayırmak
The police broke up the fight.
Polis kavgayı ayırdı.

More Sentences
break up f. bozulmak (nişan)
We don't want it to be broken up now and again.
Tekrar tekrar bozulmasını istemiyoruz.

More Sentences
break up f. tatil olmak
School breaks up in June.
Haziran'da okullar tatil oluyor.

More Sentences
Öbek Fiiller
break up f. (birini) kahkahalarla güldürmek
Stop breaking me up!
Beni kahkahalarla güldürmeyi bırak!

More Sentences
break up f. dağılmak
The Soviet Union officially broke up on December 25, 1991.
Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991'de resmen dağıldı.

More Sentences
break up f. monotonluğunu kırmak
Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Tom, iş gününün monotonluğunu kırmak için öğle yemeği saatindeki koşusunu dört gözle bekliyor.

More Sentences
Askeri
break up i. dağılma
We had this problem with an ACP meeting, which broke up as a result.
Bu sorunu ACP toplantısında da yaşadık ve toplantı bu nedenle dağıldı.

More Sentences
Genel
break up f. üzmek
break up f. eğlendirmek
break up f. ufalamak
break up f. çözülmek
break up f. bozuşmak
break up f. ilişkiyi bitirmek
break up f. tatile girmek
break up f. yolları ayrılmak
break up f. parça parça olmak
break up f. tükenmek
break up f. dağılıp parçalanmak
break up f. çökmek
break up f. yol ayrımına gelmek
break up f. bitkin düşmek
break up f. sonu gelmek
break up f. mahvetmek
break up f. yok etmek
break up f. sinirsel çöküntü yaşamak
break up f. sinir krizi geçirmek
break up f. eşinden ayrılmak
Öbek Fiiller
break up f. parçalara ayırmak
break up f. sabanla sürmek
break up f. son vermek
break up f. feshetmek
break up f. yarıda keserek bitirmek
break up f. kuvvetten düşmek
break up f. gülmeye başlamak
break up f. (sinyal) düzgün iletilememek
break up f. sesi kesilmek
break up f. sesi kesik kesik gelmek
break up f. kahkahalara/gözyaşlarına boğmak
break up f. kahkahalara/gözyaşlarına boğulmak
break up f. kahkahayı patlatmak/hüngür hüngür ağlamak
break up f. patlamak
break up f. kendini koyvermek/bırakmak
break up f. ara vermek
break up f. buzlu veya kayalık zemine kazma vurmak
break up f. sürekliliğini bozmak
break up f. akışını bozmak
break up f. kürlemek
break up f. çözmek
Kimya
break up f. çözündürmek
break up f. (madde) bileşenlerine ayırmak
break up f. (madde) ayrıştırmak
Hayvancılık
break up f. (tavukta) gurk olma durumunu beslenme değişikliği ile kontrol etmek
Coğrafya
break up f. buzuldan ayrılmak
Askeri
break up i. ayrılma
Eski Kullanım
break up f. zorla girmek

"breaks up" teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 75 sonuç

İngilizce Türkçe
Genel
break-up i. dağılma
break-up i. parçalanma
break up a home f. yuva bozmak
break up the fight f. kavga ayırmak
break something up f. noktalamak
break up with f. bitirmek
break up with f. parçalanmak
break up the link with somebody f. ipleri koparmak
break something up f. parçalamak
break up the fight f. kavga (edenleri) ayırmak
break up the relationship with somebody f. ipleri koparmak
break up the fight f. kavga edenleri ayırmak
break up with f. parçalamak
break up somebody's marriage f. yuvasını yıkmak
break up with f. ilişkiyi bitirmek
break something up f. ovalamak
break something up f. sona erdirmek
break up a family f. yuva yıkmak
break up the meeting f. toplantıyı kesmek
break up with the lover f. sevgilisinden ayrılmak
break up with the lover f. sevgiliden ayrılmak
break up the demonstration f. göstericileri dağıtmak
break up the crowd f. kalabalığı dağıtmak
be (still) friends after break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
stay friends after a break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş olarak kalmak
be (still) friends after break up f. ayrıldıktan sonra arkadaş kalmak
break up with somebody f. (sevgiliden vb) ayrılmak
break up with somebody f. ilişkiyi noktalamak
the traffic jam to break up f. trafik açılmak
break up a dog fight f. kavga eden köpekleri ayırmak
break up into small pieces f. küçük parçalara ayırmak/ayrılmak
break up into small pieces f. tuzla buz olmak
break up the fight f. kavgayı ayırmak
break up with someone f. birinden ayrılmak
Öbek Fiiller
break (up) (into something) f. (bir şeylere) ayrılmak
break (up) (into something) f. kırılıp (bir şeylere) ayrılmak
break (up) (into something) f. tuzla buz olmak
break up with (one) f. (biriyle) ilişkisini bitirmek
break something up (into something) f. bir şeyi kırıp (küçük para) bölmek
break someone up f. birinden ayrılmak
break something up (into something) f. bir şeyi (küçük parçalar halinde) kırmak
break something up (into something) f. bir şeyi (küçük parçalara) ayırmak/bölmek
break someone up f. biriyle ilişkisini kesmek/bitirmek/sonlandırmak
break (up) (into something) f. küçük parçalara ayrılmak
break up with (one) f. (birinden) ayrılmak
Konuşma Dili
break it up! expr. (kavga edenler için) ayrılın!
break it up! expr. kesin şunu!
break it up right now! exclam. ayrılın hemen!
break it up exclam. kavgayı kesin
break it up exclam. ayrılın
Deyim
(one's marriage) to break up f. yuvası yıkılmak
(one's marriage) to break up f. evliliği bitmek
Konuşma
I don't want to break up with you expr. senden ayrılmak istemiyorum
break it up! expr. kes şunu!
I want you to break up with my sister expr. kız kardeşimden ayrılmanı istiyorum
people don't just break up with each other out of nowhere expr. insanlar durup dururken birbirlerinden ayrılmazlar
Ticaret/Ekonomi
break up of cost i. kalem kalem maliyet (dökümü)
break-up value i. hurda değer
break-up value i. tasfiye değeri
break-up value i. elden çıkarma değeri
break-up value i. elden çıkarma maliyeti
break up value i. elden çıkarma değeri
Hukuk
break up stolen vehicles for their parts f. çalıntı otoları parçalamak ve çenç yapmak
Teknik
break-up i. (görüntü yorumlama) büyütme sonucu görüntülenen ögenin özelliğini kaybetmesi
break-up i. (radarla tespitte) tek bir katı dönüşün çok sayıda dönüşe ayrılması
Telekom
break up value i. tasfiye değeri
Havacılık
break-up i. parçalama
Optik
tear film break-up time i. gözyaşı filmi kırılma zamanı
tear film break-up time i. gözyaşı tabakası kırılma süresi
Baskı Teknikleri
break up for color f. (tipo baskı malzemesini) her parçanın farklı renkte basılabilmesi için parçalara ayırmak
Tarım
break up the ground around a tree f. boğaz açmak
Çevre
ice break up i. buz tıkacı
Jeoloji
continental break-up i. kıtasal kırılma
Argo
break it up! expr. ayrılın!